12 Temmuz 2026 Pazar

kendileriyle anılarım olduğunu bilmeyen insanlar olması

 bir yerlerde kendileriyle  anılarım olduğunu bilmeyen insanların olması acaip gelmiştir bana hep. bu kişilerden biri yok artık: ahmet telli. üniversite 1. veya 2. sınıftım. kıştı. ankara'da karanfil sokak'ta yürüyordum. walkman'de ahmet telli'nin kendi sesiyle şiirlerini okuduğu bir kasetini dinliyordum. hatta montmun iç cebinde de onun "su çürüdü" kitabı vardı. bir an tam karşımdan bana doğru yanında biriyle yürüyorken gördüm onu. kulaklığın birini çıkardım, selam verecektim, vazgeçtim. öylece yavaş yavaş geçip gittiler yanımdan; ben de kulaklığı takıp devam ettim yürümeye... bu da böyle bir anımdır. 

ahmet telli, türkoloji lisansı boyunca en çok okuduğum şairdi. nedense sonra hiç dönüp okumadım rastgele bir yerde karşıma çıkmamışsa. öldüğünü duyunca üzüldüm. açıp birkaç şiirini okumak istedim, içimden gelmedi daha doğrusu aklıma da gelmedi ama aşağıdaki edip cansever'in dizeleri geldi aklıma öldüğünü duyduğum ilk an:

ne peki

yere dökülen bir un sessizliği mi

göğe bırakılmış bir balon sessizliği mi

işini bitirmiş bir org tamircisinin

tuşlardan birine dokunacakkenki

dikkati ve tedirginliği mi


bilmem, zihnimde bir yerlerde mantıklı bir açıklaması vardır belki de bu dizelerin gelmesinin...

30 Ocak 2026 Cuma

 "zamanında bir arap emirinin rüzgar isimli bir atı varmış. at hızıyla tüm arabistan'da meşhurmuş. öyle ki rüzgar herkesten, her şeyden hızlıdır cümlesi cümle alemin diline pelesenk olmuş. emir tüm zenginliği içinde en çok rüzgar'ın geçilemezliği ile övünürmüş. bir gece çiftliğe bir at hırsızı girmiş. atlamış rüzgarın terkisine kirişi kırmış, kahyalar seyisler arasında bir vaveyla. emir uyanmış gürültüye, ne oluyor, ne bu gürültü diye gürlemiş. demişler haraminin biri rüzgarı çaldı, şu yöne kaçtı. oradan ilk gözüne kestirdiği ata atlamış, emir düşmüş dünyalar kadar sevdiği atının peşine. harami atın acemisi bir türlü koşturamıyor atı. bizim emir karanlık içinde yetişmiş rüzgarına. tam yakalayacak haramiyi. içi el vermemiş geçilmez, yetişilmez atının şanına gölge düşürmeye. seslenmiş hırsıza usulca. yat demiş atın boynuna, kulağını çek hayvanın. haraminin denileni yapmasıyla rüzgar kaybolmuş gözden. emir biraz buruk dönmüş çiftliğine. toplanmış insanlar başına, sormuşlar: ne oldu yakalayamadın mı rüzgar'ı? demiş ne mümkün rüzgar'ı yakalamak."

böyleyken böyle... anlamayı bilene çok mesaj vardır yukarıdaki meselde... ama tabii yorum her şey gibi kendi güvenli sığınağımızı yarattığımız bir aparattır ve bu yüzden yukarıdaki meselde bir şey ima edilmiyor diyebiliriz.. ama bunu Lacan anlatsaydı diyemezdiniz böyle bir şey ki son derece Lacan'cı bir metindir bu esasen..

tabii kim siker Lacan'ı bu bahiste... dün 29 ocak'tı. normal şartlarda dün yazardım bunu da imkan yoktu yazmaya.. bugüne kaldı... 

gerçekten bunca yılın sonunda vardığım sonuç: "ne mümkün rüzgar'ı yakalamak" oldu... tabi boşa geçmiş bir ömür bu denilebilir.. tartışacak mecalim yok bunu...